Bloga e-posta ile abone ol

Preposition Konu Anlatımı

Preposition – qEdatlar

 

Türkçe de edat olarak nitelendirilen preposition cümle içinde isim,  zamir ve gerund önünde kullanılır.

 Kişi ve nesneler arasındaki ilişkileri yer,  zaman,  hareket ve durum bakımından niteleyen isimden önce geldikleri takdirde ismin hali ile ilgili bizi bilgilendiren kelimelerdir.

*************************************************

There is a thief in the store.  ( Dükkanda bir hırsız var. )

We will leave at 8 o clock.  ( Saat 8’de yola çıkacağız. )  

*************************************************

Türkçe’deki hal eklerinin,  diğer eklerin ve edatların yerini tutar unutmamak gerekir ki,  İngilizce’de Türkçe’deki gibi kelimeye hal ekleri eklenmez,  bunun yerine preposition lar kullanılır.  

Cümle yapısı olarak isimlerden önce gelmelerine karşın Türkçe’ye çevirirken preposition‘lar isimden sonra kullanmak gerekir.

Preposition’lara özgü bir başka durum ise iki nesneli cümlelerde nesnelerin cümle içindeki bağlı olarak preposition’ların bazen kullanılıp bazen kullanılmamasıdır.

 

*************************************************

He gave the book to her. ( Kitabı ona verdi. )

He gave her the book. ( Ona kitabı verdi. )

*************************************************

Yukarıdaki şekilde kullanılan edatlar genellikle to ve for dur.   fiili diğer fiillerde de yukarıdaki durum geçerlidir.

 Örneğin;  give(vermek), play(oynamak),  pay (ödemek), offer (teklif etmek),  bring(getirmek),  show(göstermek),  tell(anlatmak),  take(almak),  promise(söz vermek),  get(almak),  make(yapmak),  sing(şarkı söylemek),  vs…

 

 Bazı preposition’lar kendilerinden önce gelen fiillere bağlıdırlar.  Bu tür fiiller arkalarında aldıkları preposition’lar ile istenen anlama kavuşurlar ve fiille nesne arasında bağlantı kurarlar

Kullanıldıkları alanlara göre İngilizce’de en sık rastlanan preposition’lar aşağıda gruplandırılarak verilmiştir.  Bunları doğru kullanmak için her birinin kurallarını dikkatlice okuyunuz.  

 

 Prepositions of time(zaman bildiren edatlar)  

At : (-de, -da)  anlamına gelmektedir.  Saatlerden,  yemek zamanlarından,  günün bazı vakitlerinden,  bazı özel gün ve festivallerden önce kullanılır.  Yaş belirtirken ve”time”  sözcüğü ile de kullanımı vardır.

  • at 7 o clock.                                         ( saat 7’de. )
  • at midnight.                                          ( gece yarısında. )
  • at 11.10.                                               ( 11.10’da. )
  • at Christmas.                                        ( Noel’de. )
  • at the age of fifteen.                             ( onbeş yaşında. )
  • at the end of…                                      (..nin sonunda. )
  • at the moment                                      ( şu anda. )
  • at that time                                           ( o zamanlarda. )
  • at the beginning                                   ( başlangıçta. )

 

*************************************************

On : haftanın günlerinden ve gün belirten tarihlerden önce gelir

  • On Sunday(s).                        Pazar günü(günleri)
  • On 20 October.                       20 Ekim’de.
  • On Ramadan Fest.                 Ramazan Bayramı’nda.
  • On Christmas Day.                    Noel Günü’nde. 
  • On time.                                       tam zamanında.  

 

*************************************************

In : (-de, -da)  anlamına gelmektedir.

 Yıllardan,  yüzyıllardan,  aylardan,  mevsimlerden,  sabah,  öğleden sonra ve akşam kelimelerinden,  festival ve bayramlardan önce kullanılır.

  • in November.                     Kasım’da.
  • in 1977.                             1977’de. 
  • in(the)  spring.                   ilkbaharda. 
  • in(the)  summer.                yazın.
  •  in the morning.                 sabahleyin.
  • in the afternoon.                öğleden sonra. 
  • in the 17th century.            17.  Yüzyılda.
  • in Ramadan.                      Ramazan’da.
  • in time.                               vaktinde,  geç kalmayarak.  

 

*************************************************

about : zaman süreci bildirirken süreden kesin olarak emin değilsek;  aşağı yukarı,  civarında anlamına gelen”about”  edatını kullanırız.  

We waited under the heavy rain for about half an hour.  (şiddetli yağmurun altında yaklaşık yarım saat bekledik.)

 

*************************************************

 for:  Süre bildirirken-dir, -dir,  için anlamı verir.  (Zaman aralığı bildirir.)

 I am working on this project for three weeks.   ( Üç haftadır bu proje için çalışıyorum.)  

She’s going away for a few months.  (Birkaç ay için buradan uzaklaşıyor.)

 They have been married for six years.  (Altı yıldır evliler.)  

 

*************************************************

around:  Aşağı yukarı,  civarında,  yaklaşık’  anlamlarını verir

I’ll take the bus around 7.   (otobüse saat yedi civarında bineceğim.)

 

*************************************************

 during: “Boyunca,  sırasında,  esnasında’  anlamlarını taşır.  

I lived in Germany during my childhood.   ( Çocukluk yıllarım boyunca Almanya’da yaşadım.)

  • during 1988 1988 yılı boyunca 
  • during the meeting toplantı boyunca  
  • during the summer  yaz boyunca

 

*************************************************

within:  içinde”  anlamındadır

He will call me within 20 minutes.  (Beni yirmi dakika içinde arayacak.)  

 

*************************************************

By:  “Bir vakitten önce”  ya da’o zamana kadar”  anlamlarını taşır. Gelecekteki bir anda ve o andan önce bir eylemin yapılması demektir. 

We have to finish our project by Tuesday.  Projemizi Salı gününe kadar bitirmeliyiz. )  

 

*************************************************

until: till e kadar”  anlamını verir.  Kesintisiz bir durum ve hareket bildirirken aynı zamanda eylem sözü edilen zamanla sınırlanmış olur.

We will stay here until 7 oclock.   (Saat yediye kadar burada kalacağız.)

We will stay here until 7 oclock.   (Saat vediye kadar burada kalacağız.)  

You have to wait till tomorrow.   (Yarına kadar beklemelisin.)

I watched a film until 4 oclock.  (Saat dörde kadar bir film izledim.)  

 

*************************************************

before : “-den önce”  anlamını verir.

 We will meet two hours before dinner. (Akşam yemeğinden iki saat önce buluşacağız)

 I wake up before the sun rises.  (Güneş doğmadan önce uyanırım.)  

 

*************************************************

since : den beri”  anlamını verir.  Eylemin ya da durumun geçmişte bir zamanda başladığından söz ederken halen devam ettiğini de belirtir.

 Present Perfect Tense (Yakın geçmiş zaman)  ile birlikte kullanılır.  

Ertan is in the army.  He has been there since two months.   (Ertan askerde. İki aydan beri orada.)  

Mr and Mrs Rogers have been married since 1971.  (Bay ve bayan Rogers 1971 den beri evliler.)

 

*************************************************

after:  den sonra”  anlamındadır

After the concert,  we will go to a party.   (Konserden sonra bir partiye gideceğiz.)

 

*************************************************

from…. to/ till /until :  …..den …….’ya kadar”  anlamını verir.

Bu edat kalıbında to,  till ve until aynı anlamı verdikleri için birbirlerinin yerine geçebilirler

We lived in Spain from 1986 to 1992.  (1986’dan 1992’ye kadar ispanya’da yaşadık.)

I go to the language course from Monday till Friday.  (Pazartesi’den Cuma’ya kadar bir dil kursuna gidiyorum)

 

 

Repositions of place (Yer bildiren edatlar)

 

in: “içinde,  de,  da”  anlamındadır.  Bu edatı kullanırken birlikte kullandığımız ismin sınırları olmalı ya da kapalı olmalıdır.

 

  • in a kitchen                      (bir mutfakta)
  • in a newspaper               (bir gezetede)
  • in a garden                      (bir bahçede)
  • in Turkey                         (Türkiye’de)
  • in Istanbul                       (Istanbul’da)
  • in a room                         (bir odada)
  • in a shop                         (bir mağazada)
  • in the water                      (suda)
  • in a mirror                        (bir aynada)
  • in a photograph                (bir fotoğrafta)
  • in a queue                        (bir sırada)
  • in the corner                     (köşede)

 

 Sevilla is in the south of Spain.   (Sevilla Ispanya’nin güneyindedir) 

 Sema works in a bank.   (Sema bir bankada çalışıyor.) 

 They are swimming in the river.  (Nehirde yüzüyorlar.)  

 

Sadece”in”  ile kullanılan kalıplaşmış en yaygın kelimeler şunlardır:  bed,  hospital,  a town,  the sky,  line,  prison,  court

 

*************************************************

at: de………….da”  anlamındadır.  Bir yerden nokta olarak bahsediyorsak ya da o yerin yakınlarından söz ediyorsak at kullaniriz.

  • at a party bir partide 
  • at the bus stop otobüs durağında
  • havaalaninda at the airport
  • at the door kapıda bir konserde
  • at his desk
  • at a concert sırasında
  • at a basketball match bir basketbol maçında
  • at reception resepsiyonda 

He always waits at the traffic lights.  (Her zaman trafik işiklarinda bekler) 

 There is someone at the door.  (Kapıda biri var.)

 Aşağıdaki kelimeler kalıplaşmış olarak sadece at ile kullanılır:  home,  work,  university,  school,  college,  the office,  the station

*************************************************

on: üzerinde,  üzerine anlamındadır.  Bir yüzeyin üzerinde anlamı da vardır.  

 Aşağıdaki örnekler Türkçe’ye üzerinde değil de, -da”  şeklinde çevrilir

  • on the floor           (yerde)
  •  on holiday           (tatilde)
  •  on the page         (sayfada)
  •  on television        (televizyonda)
  •  on the radio         (radyoda)
  •  on the list             (listede)
  •  on the phone       (telefonda)
  •  on the shelf         (rafta)  
  • on time                   (zamanında)
  •  on a bus                 (otobüste)

 

*************************************************

among:  ikiden fazla şey arasında”  anlamındadır.

I feel myself relaxed among friends.  Dostlar arasında kendimi rahatlamış hissediyo beside”yaninda”  anlamındadır.

 I will sit beside him. (Onun yanında oturacağm.)

 

*************************************************

in front of….. : .-in önünde”  anlamındadır.  

I like to sit in front of the window. (Pencerenin önünde oturmaktan hoşlaniram.)  

 

*************************************************

by: yakınında,  vanunda,  kenarinda anlamındadır.

I walked for a while by the sea. (Denizin kenarinda bir süre yürüdüm.)  

 

*************************************************

opposite: “karşısında”  anlamındadır.

 My house is opposite the mosque  (Evim caminin karşısında.)  

 

*************************************************

inside:  içerisinde”  anlamındadır.

There was nobody inside the house.  (Evin içerisinde hiç kimse yoktu.)

 

*************************************************

Near: Yakınında anlamındadır.

The factory is near the hotel.   (Fabrika otelin yakınındadır.)

 

*************************************************

next to:  yanında,  bitişiğinde”  anlamındadır.  

He is waiting for her next to the window.   (Pencerenin yanında onu bekliyor)  

 

Prepositions of direction (Yön bildiren edatlar)  

out of:  den dışarı”  anlamını taşır.

He got out of the store.  (Dükkandan dışarı çıktı.)

 

*************************************************

to: “……e, ……a, ……ye,  ya”  anlamındadır.

Öznenin yöneldiği yönü bildirir.

They went to Belgium for the holiday.  (Tatil için Belçika’ya gittiler)

“home” (ev)  kelimesinden önce”to”  kullanılmaz.  Bu kelime kural dişidir.  

They are going home. (Eve gidiyorlar.)

 

*************************************************

down: “aşağya anlamını taşır.  

We were running down the hill.  (Tepeden aşağıya doğru koşuyorduk.)  

 

*************************************************

up: “yukarıya”  anlamındadır

They walked up the hill. (Tepeye doğru yukarı yürüdüler.)

 

*************************************************

towards: …….e doğru”  anlamındadır.

The man was driving fast towards us.   (Adam bize doğru hızlı bir şekilde sürüyordu.)

 

*************************************************

off: “uzağa,  duşarıya”  anlamındadır.

 Keep off the window.  (Pencereden uzak durun.)

 

*************************************************

into: “içeriye,  içine”  anlamındadır.

I walked into a bookstore.  (Bir kitabevinden içeriye yürüdüm.)  

 

*************************************************

through:  arasindan,  içinden, …….den,  vasitasıyla”  anlamındadır.

The butterfly flew into the room through the window.  (Kelebek odanin içine pencereden girdi.)  

 

*************************************************

upon / onto: üstüne,  üzerine”  anlamındalardır

He bent upon the table.  (Masanın üzerine doğru eğildi.)

The cat jumped onto the mouse.  (Kedi farenin üzerine doğru sıçradı.)

 

*************************************************

along: “boyunca”  anlamındadır.

 Every morning I run along the river. (Her sabah nehir boyunca koşarım.)

 

*************************************************

 against:  e karşı”  anlamındadır 

It’s hard to walk against the wind.  (Rüzgara karşi yürümek zordur.)  

 

Other prepositions  (Diğer edatlar)

Aşağıdaki edatlar neden ve amaç bildiren ya da tarz ve araç bildiren edatlardır

of:  neden bildirir aynı zamanda”……………in, …………..in”  olarak iyelik anlamı vardır.

 His brother died of cancer.  (Kardeşi kanserden öldü.)

The cat is on the top of the house.   (Kedi evin tepesinde.)

 

*************************************************

for: “için”  anlamındadır.  

I will speak with the teacher for you.  (Öğretmenle senin için konuşacağım.)  

 

*************************************************

by: “araciliğiyla”  anlamındadır.  Taşıma araçlarıyla kullanılır

We will go to Ankara by train.  (Ankara’ya trenle gideceğiz.)

 

*************************************************

by way of / via:  araciliğiyla,  yoluyla”  anlamındadır.  

We will go to Spain by way of via Italy.   (ispanya’ya italya yoluyla gideceğiz.)

 

*************************************************

 in : ” içinde”  anlamını taşır ancak burada”bir sinin içinde olmak”  anlamında kullanılmıştır.

 He looks very handsome in a suit.   (O takım elbisenin içinde çok yakışıklı görünüyor)  

 

*************************************************

with:  “ile”  ve”…….li,  li”  anlamındadır.  

Have you seen the woman with glasses? (Gözlüklü kadını gördünüz mü?)  

I have a house with a big swimming pool.  (Büyük yüzme havuzlu bir evim var)  

Did you talk with your friends?  (Arkadaşların ile konuştun mu?) 

 

*************************************************

Without .: ….siz”  ve ‘olmaksizin”  anlamındadır.  

without:  siz,  Do you prefer coffee with or without milk?  (Kahveyi sütle mi yoksa sütsüz mü tercih edersiniz?)

“………….siz, …………siz”  ve”olmaksizin’  anlamındadır.

without Do you prefer coffee with or without milk?  (Kahveyi sütle mi yoksa sütsüz mü tercih edersiniz?)

 I went to the party without my sister. (Partiye kardeşim olmaksızın gittim.)

 

*************************************************

 

like: “gibi,  benzer”  anlamındadır.

She is like her mother.   (O annesine benziyor / annesi gibi)  

 

*************************************************

unlike:  in aksine,  den farkl olarak”  anlamındadır.

e Unlike George,  Sally is very intelligent.  (George’un aksine Sally çok zekidir.)

 

*************************************************

except/ but: “haricinde,  dişinda”  anlamındadır.  

Everybody but / except Ayşe came to the exam.  (Ayşe haricinde herkes sınava geldi.)

 

*************************************************

about:  hakkında,  ilgili anlamındadır.

 We were talking about him.  (Onun hakkında konuşuyorduk.)  

 

*************************************************

as:  olarak,  gibi”  anlamlarındadır.

 I work as a teacher.  (Öğretmen olarak çalışıyorum.)  

 

*************************************************

besides:  e ilaveten,  in yanında”  anlamındadır.

Besides cooking the meal he all the rooms.  (Yemeği pişirmenin yanında bütün odaları da temizledi.)

 

*************************************************

according to : – e göre anlamındadır.

 According to my mother,  girls have to be at home before 9.00 pm  (Anneme göre kızlar akşam 9’dan önce evde olmalıdır

*************************************************

Apart from:  haricinde anlamındadır.  

Apart from the weather,  everything was fine.   (Havanın haricinde her şey çok hoştu.)

 

*************************************************

instead of : -in yerine anlamındadır.

Instead of ice cream she ordered milk shake.  (Dondurma yerine milkshake şipariş etti.)

 

*************************************************

than : den…………..dan”  anlamındadır.  

I can play tennis better than football.   (Tenisi futboldan daha iyi oynayabilirim.)  

 

Verb preposition(fiil edat)

Arkalarına preposition alan fiillerden sonra mutlaka bir nesne gelir.  Nesne gelmediği zaman ise fiiller preposition almaz.  Bu tür fiillerin en sık kullanılanlarına şunları örnek verebiliriz:  

 

 

  • accuse of = bir şeyden ötürü suçlamak
  • agree with = aynı fikirde olmak
  • apologise to somebody for…=  bir şeyden ötürü birinden özür dilemek
  • apply to/for = bir işe,  bir şeye baş vurmak
  • arrive at/in…=  bir yere ulaşmak,  varmak
  • ask for… = rica etmek,  istemek
  • believe in…=  bir şeye inanmak
  • beware of = sakinmak
  • care about = umursamak,  ilgilenmek
  • complain about…=  birşeyden yakınmak
  • complain to = birine yakınmak bir şeye yoğunlaşmak
  • concentrate on = den oluşmak,  ibaret olmak
  • consist of…  belong to = birine,  bir şeye ait olmak
  • deal with = bir şeyi ele almak,  uğraşmak birine,  bir şeye bağlı olmak
  • depend on = birşeyden ölmek die of birinden,  bir şeyden farkli olmak
  • differ from…=  hayalini kurmak
  • dream of about…=  birinin,  bir şeyin başlna bir şey gelmesi
  • happen to… = bir şeyden haberdar olmak
  • hear about = bir şeyin varliğundan haberdar olmak
  • hear of = bir şeyde ısrar etmek
  • insist on= Israr etmek
  • laugh at = birine,  birşeye gülmek
  • listen to = birşeyi,  birini dinlemek
  • live on = para ve yiyecek açısından geçinmek
  • look after = ilgilenmek,  bakımını yapmak
  • look at = birine,  birşeye bakmak
  • look for = birini,  birşeyi arama bulmaya çalışmak
  • object to…=  bir şeye karşı çıkmak
  • pay for = bir şey için ödemek
  • rely on = birine,  bir şeye güvenmek
  • search for = birini,  birşeyi aramak
  • shout at = birine bağırmak
  • smile at = birine gülümsemek
  • suffer from = bir şeyden muzdarip olmak
  • talk to = konuşmak
  • thank somebody for = birine bir şey için teşekkür etmek
  • think of/about = birini,  bir şeyi düşünmek
  • trust in = birine,  bir şeye güvenmek
  • wait for = bir şeyi,  birini beklemek
  • write to = birine yazmak

 

*************************************************

 

verb + preposition ile cümle örnekleri:

 

wait for = bir şeyi,  birini beklemek

write to = birine yazmak

 

verb +t preposition ile cümle örnekleri

to look at = bakmak

He is looking at the flowers. (Çiçeklere bakıyor.)

 

*************************************************

to listen to:  dinlemek

I don’t listen to punk music. (Punk müzik dinlemem.)  

 

*************************************************

to happen to:   (başlna bir şey gelmek,  birine/  bir şeye bir şey olmasi)

You look so upset.  What has happened to you?  (Çok üzgün görünüyorsun.  Sana ne oldu?)

to agree with:  (aynı fikirde olmak.)

I agree with him on this subject. (Bu konuda onunla aynı fikirdeyim.)  

help  (yardim etmek),

answer  (yanıt vermek),  

visit (ziyaret etmek)  ve enter (içeri girmek)  fiilleri kural dışı olup kendilerinden sonra nesne gelse bile preposition almazlar.  Bunların kullanımnda dikkatli olunmas gerekir.  

l entered the room. (odaya girdim.)  

answered the questions. (Sorulara cevap verdim.)

 

  • afraid of = birinden,  bir şeyden korkmuş birine,
  • angry with = bir şeye kizgin
  • anxious = about bir şey hakkında endişeli
  • ashamed of = bir şeyden utanmış
  • amazed at / by = bir şeye şaşirmiş bir şeyden haberdar
  • aware of bad at = bir şeyde kötü bir konuda muktedir
  • capable of = bir şeyin bilincinde
  • conscious of = bir şeyin aksine
  • contrary to crowded with = bir şeyle dolu
  • different from = bir şeyden,  birinden farkli
  • engaged to = biriyle nişanlı birine,  birşeye sadik
  • faithful to famous for = bir şeyle ünlü
  • frightened of = bir şeyden korkmuş 
  • fond of = bir şeyden hoşlanan 
  • full of = bir şeyle dolu 
  • furious about = bir şeye kızgın 
  • good at = bir konuda iyi 
  • grateful to = bir şeye,  birine müteşekkir
  • interested in = bir şeye ilgili
  • jealous of = bir şeyi,  birini kiskanan 
  •  keen on = bir şeye istekli
  • married to = biriyle evli 
  • obliged to = bir şeye zorunlu
  • pleased with to = bir şeyden/  birinden memnun 
  • proud of = biriyle bir şeyle gururlu
  • ready for = bir şeye hazır 
  • responsible for /to = bir şeyden sorumlu
  • satisfied with = bir şeyden memnun
  • scared of = bir şeyden korkmuş 
  • similar to = bir şeye benzer 
  • sorry about/for = bir şey hakkinda üzgün
  • succesful in = bir şeyde başarılı 
  • surprised at by = bir şeye şaşırmak 
  • suspicious of = bir şeyden şüphelenen 
  • tired of = bir şeyden bıkmış 
  • upset about = bir şey hakkında üzgün 
  • worried about = bir şey hakkında endişeli 

 

adjective + preposition ile cümle örnekleri

 

PREPOSITIONS Edatlar

bad at: “bir konuda kötü”  anlamındadır.

I’m bad at literature but I’m good at chemistry. (Edebiyatta kötüyüm ama kimyada iyiyim.)  

married to: “biriyle evli”  anlamındadır.

Özlem is married to an English. (Özlem bir ingiliz le evli.)

responsible for: “bir şeyden sorumlu”  anlamındadır.  

I am not responsible for the delay. (Rotardan ben sorumlu değilim.)  

tired of: “bir şeyden bıkmış”  anlamındadır.  

I’m tired of waiting for you. (Seni beklemekten bıktım.)  

 

 Preposition(edat)  ve Adverb(zarf)  arasındaki farklar:

Konunun başında da belirttiğimiz gibi preposition’dan sonra bir nesne gelmelidir.  Bu nesne L isim,  zamir ya da gerund(-ing’li fiil)  olmalidir.  Bunlar preposition’ların etkisinde olan cümlenin üç öğesidir.  Ancak adverb(zarf)  ardında nesne bulundurmaz,  çoğunlukla fiili etkiler

Bazı kelimelerin hem adverb hem de preposition olarak kullanımına rastlayabilirsiniz.  Cümle içindeki görevlerini anlayabilmek için yukarldaki bilgiden faydalaniniz.  

inside,  by,  below,  beneath,  without,  up,  over after,  across,  above,  through,  off on,  before,  behind,  under hem adverb(zarf)  hem de preposition(edat)  olarak kullanılabilirler.

 despite,  from,  for,  except,  since,  till,  onto,  into,  to,  upon,  with,  via,  towards,  at against ve beside sadece preposition olarak kullanılır.  

 

Noun preposition(isim edat)  

Görüldüğü gibi preposition lar fiillerin ve sıfatların ardından geldikleri gibi cümle içinde isim-  leri de takip edebilirler.  ingilizce’de en sık rastlanan is + at kullanımları aşağıdakilerdir

 

  • advantage OF something = bir şeyin avantajl dezavantajı
  • an advantage/  a
  • a reason FOR something = bir şey için sebep
  • artis a rise an increase IN something = bir şeydeki yükseliş 
  • a fall a dicrease IN something = bir şeydeki düşüş iniş 
  • a cause OF something = bir şeyin nedeni 
  • a photograph oF something =   bir şeyin fotoğrafı
  • a picture oF something = bir şeyin resmi 
  • an invitation TO something = bir şeye davet
  • a reaction TO somethin = bir şeye tepki 
  • a relationship WITH someone/something = biriyle/  bir şeyle ilişki 
  • a connection WITH someone something = biriyle/  bir şeyle olan bağlantı 
  • a need FOR something = bir şeye duyulan ihtiyaç

 

 

 

DİĞER KONULAR İÇİN TIKLAYIN “www.ingilizcemiz.net”

 

Lütfen Oylayın

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*