Bloga e-posta ile abone ol

adverb clause ders anlatımı

adverb clause ,adverb clause nedir ,adverb clause ders anlatımı , adverb clause konu anlatımı, zarf cümlecikleri, time, such as:when, -diği zaman, -diğindebefore,after,since,while,as,as long as,till, until,.;

ADVERB CLAUSES

Bunlar zarf görevi yapan değisik amaçlı cümleciklerdir.  Ana cümle ye bağlanan zarf cümlecikleri,  zarfın belirttiği.   “Subordinating Conjunctions”  yani yan cümle bağlaçlarıyla duruma göre zaman,  yer,  sebep,  sonuç,  tarz ve zıtlık gibi durumları belirtirler.

Açıkladıkları zarfa göre şemalarla   açıklayacağımız adverb clauses,  cümlenin başında,  ortasında ve sonunda bulunabilir. Cümle başında bulunduklarında ana cümleden virgülle ayrılmaları gerekir.

Zarf cümleciklerinin özne + eylem + tümce  gibi cümlenin tüm öğelerini içermesi gerektiğini unutmayın. Bunlardan biri eksikse zarf  Cümleciği tamamlanmış olmaz. Cümleye kattıkları anlamlara göre kategorize edebileceğimiz “adverb clauses” (zarf cümlecikleri) Şunlardır:

 

 

 

 ADVERB CLAUSES OF TIME

(Zaman bildiren zarf cümlecikleri)

Say when something happens by referring to a period or point of time, or to another event.

zaman bildiren zarf cümlecikleri” when(ne zaman?)  sorusuna cevap verir.

Conjunctions while,  as,  before,  after,  until / till.  once / as soon as,  when,  since , whenever / every time,  by the time(that),  as long as,  now(that)

 “when?”, Sorusuna cevap verir

such as:

when, -diği zaman, -diğinde

before,

after,

since,

while,

as,

as long as,

till, until,.;

 

 

 while / As (.-iken)

 

Es zamanlı iki olay anlatırken kullanılırlar ikisi de ayni zamanda olmuştur.

 

 While her friend was playing with toys,  she was watching the Muppet Show.

Arkadaşı oyuncaklarla  oynuyorken o,  Muppet Show’u izliyordu.)  

 

I fell down as was carrying the tray

(Tepsiyi taşırken düştüm.)

 

when ( dıgında ınca)

Bir olay bir diğerinin hemen ardından olmuştur.

 

Bu açıdan  “as”  ve”while” dan ayrılır .

I woke up when the phone rang.

( Telefon çaldığında uyandım.)

 

when they met her,  she started to cry

(Ona rastladıklarında ağlamaya başladı )

 

zaman belirten bağlaçlardan sonra simple future yerine present tense kullanılır.

 

Örnek

When I see her tomorrow,  I will ask her.

( Yarın onu gördüğümde ona soracağım.)

 

Since ( …dan beri)

 

He is trying to talk with Helen since he first saw her.

(Onu ilk gördüğünden beri Helen’la konuşmaya çalışıyor)

 

Whenever Every time

(her ne zaman )

 

Whenever he calls me,  he asks for some advice.

(Ne zaman beni arasa tavsiye ister)

 

Every time I see them,  I say hello.

(Ne zaman onları Görsem merhaba derim.)  

 

Until / till ( …ıncaya kadar)

 

I will wait until till she comes.

(o gelinceye kadar bekleyeceğim.)  

 

They stayed there until / till they finished their work

(işlerini bitirinceye kadar orada kaldılar)

 

After….dan sonra)

After he graduates,  he will study in England.

(Mezun olduktan sonra ingiltere’de okuyacak.)

 

After ile sıkça kullanılan zaman ifadeleri sunlardır shortly after,  a short time after,  soon after,  a little while after(kusa bir sure sonra)  

 

Before ( …dan önce)

 

 They had gone to bed before we arrived.

(Biz gelmeden önce yatmışlardı.)

 

Before you phone her,  you must check her phone number

(Onu aramadan önce telefon numarasını  kontrol etmelisin.)  

 

Before ile sıkca kullanılan diğer ifadeler sunlardır:  shortly before a short time before.  a little while before(kisa süre önce)

 

As long as / So long as ( dıgin sürece)  

 

You can be her friend as long as/so long as you treat her well.

(   Ona iyi davrandığın sürece onun arkadaş ı olabilirsin.)

 

 By the time(that) ( …  dığında)

 

 I was late by the time got to the train station.

( Tren istasyonuna vardığımda geç kalmıştım )

 

By the time she arrives,  we will have already left.

(o geldiginde biz yola çıkmış olacağız)

 

As soon as / Once(yapar yapmaz / olur olmaz)

 

As soon as it stops snowing,  they will leave.

(Kar yağışı durur durmaz yola Çıkacaklar)

 

Once it stops snowing,  they will leave

Her goldfish died when she was young.

He came after night had fallen.

We barely had gotten therewhen mighty Casey struck out.

 

ADVERB CLAUSES OF CAUSE

(Sebep bildiren zarf cumlecikleri)

 

“Why?” (neden?)  sorusunu yanıtlayan bu cümlecikler aşağıdakilerle  ana cümleye bağlanırlar.

 

Conjunctions as,  since,  because,  seeing(that),  due to the fact(that) , now that

 

As / since / Seeing(that)/  Because (….dan dolay ı)

 

Because genellikle ana cümle den(main clause)  sonra kullanılırken,  as ve since genellikle cümle başında bulunur.  Aynı zamanda because cümle içinde”çünkü”  anlamını da verebilir.

 

As / Since / Seeing(that)  he seemed so pale,  we called the doctor.

(çok solgun göründüğünden dolayı doktoru aradık.)

 

As / Since she was successful in uniting people,  she attracted worldwide attention.

(İnsanları birlestirmekte başarılı olduğundan dolayı dünya çapında dikkatleri uzerine çekti.)

 

 We can’t play because it’s raining

(Oynayamayız çünkü yağmur yağıyor.)

 

Because”  hem konuşma hem de yazı dilinde şıkca kullanılır. “Due to the fact that”  de aynı anlamı vermektedir ancak oldukça resmi bir bağlaçtır’. “Since”  ise ondan bir derece daha alt resmiyettedir.

 

Now that(Antik olduğa gore)

l’ Because”  ile ayni anlamı taşısa da bağlı bulunduğu cümleye şimdiki zaman anlamı verir Bu yüzden de present tense ya da present perfect tense ile kullanılır. cümle başında yer alır.

 

Now that the party is over,  you have to clean the flat.

(Artık parti bittiğine göre daireyi temizlemelisin.)

 

 

Condition

Talk about a possible or counterfactual situation and its consequences.

if, unless, lest

 

If they lose weight during an illness, they soon regain it afterwards.

ADVERB CLAUSES OF PURPOSE

(Amaç bildiren zarf cümlecikleri)

Bunlar bir eylemin ne amaçla yapıldığını gösterirler. “What for?” (ne için?)  sorusuna yanıt verirler

Coniunctions so that,  lest,  in order that,  for fear that

 So that / In order that

( olsun diye,  olması için)

Ana cümle present,  present perfect ya da future tense olduğu zaman so that ya da in order that den sonraki kısım can,  may ve will ile kullanılabilir.

She is taking pills in order that so that she can sleep regularly

(Düzenli uyuyabilsin diye uyku hapları alıyor.)

Scientists are studying the brain so that/in order that they can understand human behavior.

( insan davranışlarını anlayabilmek için bilim adamlar beyin uzerinde çalışıyorlar.)

Ana cümledeki zaman simple past,  past continuous ya da past perfect ise so that ya da in order that den sonraki kısım would,  should,  could ya da might ile kullanılabilir.

She locked the door in order that /  so that nobody could come in

(Kimse içeri girmesin diye kapıyı kilitledi.)

 He had left home early so that / in order that he would be there on time

(Orada zamanında olabilsin diye evden erken ayrılmış.)

Lest. ( … masın diye …  memek için)

Cok sık kullanılmayan bir bağlaçtır.  Ardından genellikle”should”  Kullanılır.

I will remind you their wedding day lest you should forget it

(Unutmayasın diye sana onların nikah Günü’nü hatırlatacağım.)

In case (. . . ır diye)

in case”  bağlacı bir ihtimale karşı  alınan tedbiri,  yapılan hazırlığı gösterir.

Ana cümle future,  present ya da present perfect tense de kullanılmışsa in case den sonra present tense ya da should kullanılır:

He always takes an umbrella in case it rains / should rain

(Yağmur yağabilir diye her zaman şemsiyesini alır

.)

Ana cumle simple past,  past perfect ya da conditional da kullanılmışsa in case den sonra simple past tense ya da should  kullanılır.

Helen stayed at home in case her guests came.

(Misafirleri gelir diye Helen evde Kaldı)

For fear that. ( … olur korkusuyla)

They got early for fear that they might miss the train

(Treni kaçınırlar korkusuyla erken uyandılar.)

 

Indicate the purpose of an action.

in order to, so that, in order that

They had to take some of his land so that they could extend the chuchyard.

 

Reason

Indicate the reason for something.

because, since, as, given
I couldn’t feel anger against him because I liked him too much.

Concession

Make two statements, one of which contrasts with the other or makes it seem surprising.
although, though, while
I used to read a lot although I don’t get much time for books now.

 

ADVERB CLAUSES OF PLACE

(Yer bildiren zarf cumlecikleri)

 

“Where?” (nerede?)  sorusuna cevap veren yer bildiren zarf cümlecikleri genellikle ana cümle-  den sonra gelirler.  Ancak yer zarflı cümlecik daha vurgulu Söylenmek isteniyorsa cümle başına getirilir.  Kullanılan bağlaçlar sunlardır:

 

where,  wherever , anywhere  , everywhere ,

 

where (….digi yerde / yere)

 

I forgot where I had hid the money

(Parayı saklamış olduğum yeri unuttum.)

 

I know a place where I can stay tonight

(Bu gece kalabileceğim bir yer biliyorum.)

 

Wherever / Everywhere / Anywhere

 

My dog follows me wherever | everywhere/anywhere l go.

(Nereye gitsem kopeğim beni takip ediyor)

 

 

 

 

 

Talk about the location or position of something.

Answering the question “where?”: where, wherever, anywhere, everywhere, etc.

He said he was happy where he was.

Comparison

State comparison of a skill, size or amount, etc.

as…as, than, as

Johan can speak English as fluently as his teacher.

She is a better cook than I.

 

ADVERB CLAUSES OF MANNER

(Tarz bildiren zarf cümlecikleri)

 

“How?” (nasil?)  sorusuna cevap veren zarf cümlecikleridir.  Genellikle main clause dan(ana cümle)  sonra gelirler.  As if,  as,  as though bağlaçları kullanılır.

 

As(gibi)

Leave the room as you found it.

(Odayı bulduğun gibi bırak)

George answered the questions as I had taught him before.

(George sorulan ona daha önce öğrettiğim gibi cevapladı.)

 

As if / As though ( . .. miş gibi , sanki )

 

Bu bağlaçlar genellikle appear,  be,  act,  seem,  feel,  smell,  look,  behave,  taste ve sound gibi duyu eylemleriyle birlikte kullanılırlar.

 

He looks as if /  as though he’s going to cry

(Ağlayacak gibi görünüyor)

 

They acted as if / as though they knew the fact

(Gerçeği biliyorlarmış gibi davrandılar.

 

I feel as if / as though T.am going to be ill.

(Kendimi hasta olacakmışım gibi hissediyorum.)

 

She speaks as if she is an English teacher

(ingilizce öğretmeniymiş gibi konuşuyor)

As if I were rich,  he wants me to buy him a new car.

(Zenginmişim gibi benim ona yeni bir araba almam.  istiyor)

 

He smells as if he hadn’t had a bath for years

( Yıllardır  banyo yapmamış gibi kokuyor)

 

They treat me as if were a child

(Bana çocukmuşum gibi davranıyorlar)

 

Talk about someone’s behavior or the way something is done.

Answering the question, “how”?: as, like, the way

I was never allowed to do things as I wanted to do them.

 

 

 

ADVERB CLAUSES OF RESULT

(Sonuç bildiren zarf cümlecikleri)

Results

 

 

Sonuc bildiren zarf cümlecikleri Şu bağlaçlarla yapılmaktadır:

so , so that , so zarf / sfat that , such(a)  +sıfat + isim +that

 

so .. . that(O kadar ki)

Bu kalıpta so ile that arasında bir sıfat ya da bir zarf bulunabilir.

 

The examples in this book are so helpful that l can make my own sentences.

(Bu kitaptaki örnekler o kadar faydalı ki kendi cümlelerimi kurabiliyorum.)

 

She speaks so quickly that can’t understand her

(O kadar Hızlı konuşuyor ki onu anlayamıyorum)

 

So …. that” bağlacı many, much.  few,  little gibi miktar belirten ifadelerle sıkça kullanılır.

He had so much homework that he was awake till 3 a m

(O kadar çok ödevi vardı ki sabah Üçe kadar uyanık kaldi.)

 

I had so little money that l had to walk home

(O kadar az param vardi ki eve yürümek zorunda kaldım.)

 

such(a) + sifat + isim + that(oylesine. . .   bir….  ki)

 

The canteen has such delicious tea that l drink six cups a day.

(Kantinin öyle güzel çay var ki günde altı bardak içiyorum.)

 

It was such a good book that l couldn’t put it down.

(Öylesine güzel bir kitapta ki elimden bırakamadım.)

 

so(bu Yüzden)

 

The bookstore was closed,  so I went to the library. (Kitapçı kapalıydı bu yüzden kütüphaneye gittim.)

 

These plates are very precious,  so please wash them carefully

(Bu tabaklar Çok değerli bu yüzden lütfen onlar dikkatli yıka.)

 

Some transitions of result(sonuc bildiren bazı geçiş kelimeleri)

 

Because of this : bundan ötürü

 

For this reason :  bu sebepten

 

As a result : sonuç olarak

 

Consequently : sonuç olarak

 

Therefore : bu yüzden

Thus  : bu yüzden

 

On account of this : bundan dolayı

 

Diğer geçiş kelimeleri gibi bunlar da cümlenin başında yer alabilirler ya da iki cümleciği bir birine bağlarken kendilerinden önce “;” noktalı virgül kendilerinden sonra ise “,” virgül  alırlar

 

Some artists are very charismatic;  for this reason / therefore  they affect large groups of people

 

(Bazı sanatçılar çok karizmatiktir,  bu yüzden geniş insan kitlelerini etkiler)

 

Thus ve hence diğerlerine göre çok daha resmidir. “As a result”  ise hem resmi hem de resmi olmayan kullanımıyla içlerinde en sık tercih edilenleridir.

 

 

 

Indicate the result(s) of an act or event.

so…that, such…that

My suitcase had become sodamaged that the lid would not stay closed.

 

ADVERB CLAUSES OF CONTRAST

(Zıtlık belirten zarf cümlecikleri)

 

Zıtlık bildiren zarf cümlelerinde kullanılan bağlaçlar şunlardır:

 

though , although,  even if,  while,  whereas no matter +  Qw(soru sözcüğü)    much as , even though,  however + zarf / Sıfat,  Despite / in spite of the fact(that)

 

Though / Although / Even though(…………..masına rağmen)

 

Bu bağlaçlar yapılmış ya da yapılacak bir eyleme karşıt olan bir durumu ifade ederken kullanılır.  Although,  diğer ikisinden daha resmidir ve yazı dilinde daha çok tercih edilir

 

Although / Even though usually get 7 hours of sleep,  last night l slept only two hours

 

(Genellikle yedi saat uyumama rağmen dun gece sadece iki saat uyudum.)

 

Although / Though/Even though he wasn’t tired,  he went to bed

( Yorgun olmamasına rağmen yattı.)

 

Even if(olsa bile)

 

“even if”  bağlacı olumsuz bir koşulla karşılaşılsa bile gerçekleşecek durumun farklılık göstermeyeceğini bildirir.

 

Even if she is the daughter of the boss,  she must obey the rules

 

( Patronun kızı olsa bile kurallara uymak zorunda.)

 

Even if the weather is rainy,  we are going to play football

(Hava yağışlı olsa bile futbol oynayacağız)

 

While / whereas(…masina karsi / masina karslik)

 

Doğrudan zıtlık bildiren bu iki bağlaç anlam olarak ayni olmalarına rağmen  “whereas”  daha çok resmi yazlarda kullanılır.  Her ikisinin de birleştirdiği cümlelerde virgül yer alır.

 

Some people are generous,  whereas / while others are selfish.

(Bazı insanlar cömert olmasına karşılık diğerleri bencildir)

 

Ayse’s clothes are dry,  while / whereas my clothes are wet.

(Ayse’nin giysileri kuru olmasına karşılık benimkiler ıslak)

 

However + Sıfat / zarf (ne kadar da)

 

However hard you try,  you won’t pass the maths exam

(Ne kadar çok gayret etsen de,  matematik Sınavını geçemeyeceksin.)

 

I couldn’t beat her,  however good l played.

(Ne kadar iyi oynadıysam da,  onu yenemedim.)

 

No matter + QW

 

Don’t listen to her,  no matter what she tells

(Ne anlatırsa anlatsın onu dinleme)

 

No matter where he is,  we will find him.

(Nerede olursa olsun onu bulacağız)

 

Despite the fact that /  Inspite of the fact that(…olmasına karşın)

 

Despite the fact that / In spite of the fact that she is insomniac,  she leads a happy life

(Uyuyamama problemi olmasına rağmen mutlu bir hayat sürüyor.)

 

Susan couldn’t concentrate on her work despite the fact that the house was quite silent

 

Ev tamamen sessiz olmasına rağmen Susan isine yoğunlaşamadı.)

 

Despite / inspite of  ( ..  e rağmen )

 

Bu bağlaçların ardından bir cümle değil  sadece bir isim gelir

 

Despite the rain they played basket

(Yağmura rağmen basketbol oynadılar)

in spite of his timidity,  he proposed her

(Çekingenliğine rağmen ona evlenme teklifi etti.)

 

Some tansitions of contrast(zrtlik bildiren bazı geçiş kelimeleri)

 

Nevertheless : “Buna rağmen,  yine de”

 

Five people saw the accident ;nevertheless,  each person tells it differently

(Kazayı beş kişi  gördü yine de her bir kişi onu farklı anlatıyor)

 

However: “Bununla birlikte,  yine de”  anlamındadır

Kendinden önceki cümlede söz edilene zıt bir durumdan söz ederken kullanılır.

I have a headache today ; however,  I am thinking of going to the cinema.

(Bugün başım  ağrıyor,  bununla birlikte,  sinemaya gitmeyi düşünüyorum.)

 

By / In contrast : “Aksine anlamındadır. Daha çok iki nesneyi Karşılaştırırken  kullanılır.

 

Classroom D is comfortable;  by contrast  / in contrast,  classroom B is gloomy.

(D sınıfı rahat,  B sınıfı ise aksine kasvetli.)

 

On the contrary : Aksine anlamındadır. Öncesinde verilen bilginin doğru olmadığını, bunun tam tersi bir ifadenin doğru olduğu belirtmek istendiğinde kullanılır.

 

Everybody thinks she is right;  on the contrary,  l think she is wrong

(Herkes onun haklı olduğunu düşünüyor,  aksine,  ben onun hatalı olduğunu düşünüyorum.)

 

On the other hand: “Ote yandan,  oysa”

 

The money offered to me is very good;  on the other hand,  I don’t want to leave my current job. (Bana önerilen para çok iyi; öte yandan su anki işimi de bırakmak istemiyorum.)

 

Continuing the same idea with connecting words Konuya ilave görüş bildiren birleştirici kelimeler

 

Söz ettiğimiz konu ile ilgili ek görüş bildirmek istediğimiz zaman aşağıdaki sözcük ve sözcük gruplanandan faydalanırız.

Moreover,  furthermore,  in addition,  besides sözcükleri” bununla birlikte,  dahası”  anlamlardadır.

 

cigarettes are expensive.  Moreover/Furthermore,  smoking is bad for health

(Sigara pahalıdır. Dahası,   sağlığa da zararlıdır.)

 

He was a jealous man.  In addition  / Besides,  he was very quarrelsome.

(Çok kıskanç bir adamdı.  Bununla birlikte,  çok da kavgacıydı.)

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Örnekler

1. When I delivered the newspaper, I saw Mrs. Sampson at the window.

2 Because that clerk was so helpful, I praised her to the store manager.

3. You may play outside until it’s dark.

4. Vince becomes nervous when he speaks in public.

5. Please visit us whenever you are in the Chicago area.

6. Nero fiddled while Rome burned.

7. You may have piano lessons if you will practice an hour a day.

8. If the jacket is too big for you, I can alter it.

9. Mother took a nap while Amy and I went bicycling.

10. Phone us when you arrive in town.

11. Take a walk until dinner is ready.

12. The movie was just beginning as we bought our tickets. 1

3. When we arrived in Seattle, we took a taxi to our hotel.

14 Since I’ll be late for dinner, I will get a sandwich downtown.

15. Whenever you make a promise, you must keep it.

16. She can swim better than Bob can.

17. Although I’d never been in the Martins’ house before, I felt at home there.

18. Since they left Cleveland, the Smiths have lived in three other cities.

19. When you listen to music on the radio, do you hum along with it?

20. You may have the job if you will work hard at it.

 

ADVERB / zarflar

 

 

Diğer Yazılar için tıklayın[catlist categorypage=”yes” orderby=rand]

Lütfen Oylayın

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*